2 Ocak 2015 Cuma


27 Mayıs 2014-Bugün kontrolümüz var oğlum, doğumdan sonra kullanabilmek amacıyla rapor almaya gidiyorum oğlum, çünkü seni kucağıma aldıktan sonra daha çok gerekeceğini düşünüyorum, seni çok seviyorum. Hastane bahçesindeyiz, sabah yine erken uyanamadık, koşa koşa hastaneye gittik, o nedenle simit aldık. O da ne! Etrafımızı güvercinler sardı, susamlarını kuşlara atıyoruz babanla bebeğim. O an aklımdan Allah ım evladıma sağlık sıhhat ver diye geçiriyorum, ikili üçlü testlerimde risk yüksek çıktı aklımın bir köşesinde hep bu düşünce var, yine de çok mutluyuz tatlı bir heyecansın bizim için. Bu aralar biraz sıkıntım da var güzel oğlum, senin hareketlerin azaldı, benim bitmek tükenmek bilmeyen çarpıntılarım iyice rahatsız ediyor, ayaklarım iki numara büyüdü...merdiven iner çıkarken hareket ederken belim ağrıyor, aslında içimden biraz çabuk olsa diye geçiriyorum, bir yandan da orada kalmanın senin için daha iyi olacağını biliyorum çünkü daha sen mini mini 32 haftalık bir bebeksin...
-Doktorumla görüştüm, biraz iriymişsin, diyabet yani şeker olabileceğimden şüphelendi. Normalde 2 hafta sonra yani sen 34 haftalık olduğunda NST ye bağlayacaklardı oğlum, ama yine de bir bakalım dedi ve NST sırası gelmedi. Tam çıkacakken doktorum gördü NST yi sordu ben de sıra gelmediğini söyledim, öğle arası olduğu için kimse yoktu beni kliniğe gönderdi, NST ye bağladılar, gelip baktığında aç olup olmadığımı sordu, ben de aç olduğumu söyledim, hemen çok sağlam bir şeyler ye ve gel tekrar bağlayalım dedi, ben de gerçekten çok sağlam bir et döner yedim :) Tekrar bağladılar
---Bir şeyler yanlış gidiyordu, yüzlerdeki endişeyi görebiliyordum, ama nedenini bilemiyordum henüz. Her bakan doktor, hastanın doktorunun bilgisi var mı, hemen doktoruna haber verin diyordu. Evet iyice içme kurt düşmüştü. Doktorum geldi, sonuçları inceledi ve bana kulaklarımın uğuldamasına neden olacak o cümleleri söyledi "Seni bu halde eve gönderemem, bebeğin kalp atışları iyi değil, eşini çağır, bir kaç gün hastanede yatıralım gözlem altında tutalım, ama bu gece bebeği almak zorunda da kalabiliriz." Tamam dedim ve gözyaşlarıma güçlükle hakim olarak odadan çıktım ve çıkar çıkmaz hemen hüngür hüngür ağlamaya başladım. Eşim de saatlerdir hastanede benimle birlikteydi, onu da iş yerine göndermiştim, bir şey olmaz demiştim NST yi çektirip ben de hemen işe dönecektim. hemen eşimi ve de kendi iş yerimi aradım, durumu anlattım, hala ağlıyordum.Doktor hastaneye yatıracağını eşyalarımı alıp geri gelmemi söyledi. Eşyalarımı aldık, eşimin ailesi de hemen geldi, annemlere de haber verdik ama henüz kesin bir şey yoktu eğer doğum olursa haber verecekti, onlar da şehir dışından gelecekti. Bir kaç saat hastanede kaldıktan sonra NST ölçümleri giderek kötüleşiyordu, artık doğum olacaktı, yeni doğan ünitesi olmadığı için bir başka hastaneye sevk edildim. Hiç bilmediğim insanlar, hiç bilmediğim doktorlar, ilk bebeğim ve doğuma hiç hazırlıklı değilim çünkü daha iki ay vardı, beni doğumda nelerin bekleyeceğini hiç bilmiyordum ve en önemlisi oğlumun nesi vardı neden böyle olmuştu sağ salim kucağıma alabilecek miydim? Hastaneye sevk edildikten sonra hemen beni travay salonuna aldılar, eşim de dahil kimsem yoktu, doğumda beni nelerin beklediğini hiç bilmiyordum, üstelik sezaryen olma ihtimalinden bahsediliyordu, ağlıyordum ama dışardan ama içten içe...Aklımda hep aynı soru, ne yapmıştım da yavrum karnımda strese girmişti, daha küçücüktü, haftalardır takip ediyordum, akciğerleri olgunlaştı mı ne zaman doğsa yaşayabilir, sanki içime bir şeyler doğuyordu ve hayatımda yaptığım en önemli tespitlerden biri: "Anneler hisseder, hayatımda hiç bir zaman hissedemediğim kadar doğru çıkacak hisler, Anneler Hissederler...."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder